Nihayet bu blogu açıyorum. Sona kalan dona kalır misali, kaç zamandır isim beğendiremiyorum bloggera. Sonunda, her niyetlenmemin ardından üç ay geçtiğini farkedip, bu sefer iyi kötü bu isimle blogu açmaya karar verdim. Esasında isim blogun ana temalarını içinde barındırıyor. Blogu, siyaset üzerine fikirlerimi kayıt altına alacağım, başkalarıyla paylaşacağım bir mecra olarak tasarlıyorum. Gündemin eleştirisi kadar siyasetle daha teorik angajmanlara da girebileceğim, en azından daha derinlikli denemelerin de müsveddesini oluşturabileceğim bir yer olmasını umit ediyorum. Ama dediğim gibi ana hedef gün içersinde bir sosyal bilim öğrencisi olarak aklıma gelen fikirlerin uçup gitmesini önlemek, onlara bütünlük, tutarlılık kazandırmak, başkalarıyla paylaşıp, sınamak. Siyasi eleştiriden, sosyal bilimsel analizden vakit kalırsa ki kalmalı da, biraz da film ve edebiyat eleştirisi yaparım diye düşünüyorum. Eleştirmeye mecalim olmadığında en azından tanıtırım diyorum.
Dissensus, blogun ana temaları olan siyaset ve eleştiriyi içinde barındırıyor demiştim. Daha doğru ifade, dissensusun bu iki edimin temelinde yattığını söylemek olacaktır. Konsensusun tersi, hatta varolan konsensusların sekteye uğratılması anlamına gelen dissensus, siyasetin ve eleştirinin özünde yer alan uzlaşmama halini ifade ediyor. Çünkü memleketteki yaygın söylemin aksine siyaset uzlaşmaktan çok varolan düzenle uzlaşmamaya, ona muhalif olmakla ortaya çıkan bir edim. Kurucu ve özgürleştirici potansiyeli bu özelliğinden kaynaklanıyor. Demokratik rejimi diğer siyasal rejimlerden ayır eden de uzlaşmama halini meşru görmesi, ona alan açmasıdır. Uzlaşmayanı düşman gören, sokağa çıkanı derdest eden muhafazakar-kapitalist bir huzurun tesis edildiği şu günlerde dissensusta ısrarcı olmak lazım.
Eleştiriye gelince, o da eleştirilen nesneyle total ya da kısmi bir uzlaşmama halini ifade ediyor. En yapıcısından eleştiri bile eleştiri namını alabilmek için angaje olduğu nesneyle en azından bir noktada ayrı düşmelidir. Varolanın kısmi veya total reddi, daha iyisinin, doğrusunun, güzelinin olabileceğine dair umut, siyasetin de eleştirinin de ortak zemini.
Eh dissensus üzerine bu kadar lakırdıdan sonra, eleştirilerinizin başımın üstünde yeri olduğunu söylemek isterim. Bakalım bünye eleştiriye ne kadar açık.
Dissensus, blogun ana temaları olan siyaset ve eleştiriyi içinde barındırıyor demiştim. Daha doğru ifade, dissensusun bu iki edimin temelinde yattığını söylemek olacaktır. Konsensusun tersi, hatta varolan konsensusların sekteye uğratılması anlamına gelen dissensus, siyasetin ve eleştirinin özünde yer alan uzlaşmama halini ifade ediyor. Çünkü memleketteki yaygın söylemin aksine siyaset uzlaşmaktan çok varolan düzenle uzlaşmamaya, ona muhalif olmakla ortaya çıkan bir edim. Kurucu ve özgürleştirici potansiyeli bu özelliğinden kaynaklanıyor. Demokratik rejimi diğer siyasal rejimlerden ayır eden de uzlaşmama halini meşru görmesi, ona alan açmasıdır. Uzlaşmayanı düşman gören, sokağa çıkanı derdest eden muhafazakar-kapitalist bir huzurun tesis edildiği şu günlerde dissensusta ısrarcı olmak lazım.
Eleştiriye gelince, o da eleştirilen nesneyle total ya da kısmi bir uzlaşmama halini ifade ediyor. En yapıcısından eleştiri bile eleştiri namını alabilmek için angaje olduğu nesneyle en azından bir noktada ayrı düşmelidir. Varolanın kısmi veya total reddi, daha iyisinin, doğrusunun, güzelinin olabileceğine dair umut, siyasetin de eleştirinin de ortak zemini.
Eh dissensus üzerine bu kadar lakırdıdan sonra, eleştirilerinizin başımın üstünde yeri olduğunu söylemek isterim. Bakalım bünye eleştiriye ne kadar açık.