6 Ekim 2011 Perşembe

Karşılaştırmalı Not 2: Siyah Hareketi-Kürt Hareketi

Bir önceki notta bahsettiğim kitabın ışığında karşılaştırmaya devam edeyim. McAdam, siyah hareketinin ortaya çıkışını ve güçlenmesini analiz ederken, Amerika'da soğuk savaşla birlikte değişen konjonktüre vurgu yapıyor. Özellikle 60larda Amerika'nın Sovyetler karşısındaki bireysel özgürlükleri merkezine alan söylemiyle (söylemin gerçekle ne kadar uyduğunu biliyoruz) Güney'de devam eden ırkçı rejimin ciddi boyutta çeliştiği ve bu çelişkinin Sovyetler tarafından kullanıldığını, bunun da federal hükümeti siyahların taleplerine daha açık hale getirdiğini söylüyor. Bu tabii McAdam için ikincil bir faktör.

 Merak ediyorum Erdoğan'ın son birkaç aydır izlediği dış politikanın böyle bir etkisi olur mu, hükümeti sıkıştırır mı? Suriye'ye, İsrail'e demokrasi dersi verirken Kürtlere karşı uygulanan politikalar nereye kadar savunabilirsiniz? Nitekim İsrail ikinci günden Kürt politikasına dikkat çekmeye başladı. Şu ana kadar dış politikanın içeriye böyle bir etkisinin olmadığı son günlerdeki KCK operasyonları kapsamında tutuklanan onlarca BDP ilçe ve il örgütü başkanlarının durumundan belli. Şuna da kesinlikle ikna olmuş durumdayım AKP'nin bugünlerdeki birincil siyasi hedefi BDP'yi örgütsel olarak zayıflatmak, bunu anayasa müzakereleri öncesinde güçler dengesini değiştirmeye yönelik bir hamle olarak görüyorum.  

1 yorum:

  1. CAN'ın facebook sayfasına yazmıştım.Konuya doğrudan değil ama CHP bakışım açısından ben önemli buluyorum.

    "CHP değişebilir mi ? Asıl sorunsallaştırılması gereken bu... Yıllar geçiyor ve sol politik platformda boşluk ve / veya dağınıklık giderek büyüyor...İdeoloji ve ona bağlı Strajejik yapılanmayı unutmuş sadece günlük taktik mücadele veren hareketlerden politika üretmelerini ummak, genç fikirlerin önünü açmasını beklemek boşa zaman harcamak...CHP bugünkü yapısıyla geçmişle hesaplaşmaya zorlandıkca iflas edecektir,kadrolar ve kemik taban bu yükü taşıyamamaktadır. 80 den bu yana başta SODEP tüm girişimleri Türkiye Cumhuriyetini ben kurdum , ben en çok Atatürk'çüyüm söylemleriyle maalesef baltalamıştır...Fırsatları​ ezmiştir...Son değişim rüzgarları da esinti olarak kalmıştır...Artık tavanda ve tabanda ki kemikleşmiş unsurların da CHP nin öz tarihindeki süreçlerle yüzleşerek, kendini yeniden tanımlayacağı bir radikal değişimi oluşturabilmesi mümkün değildir...Onların tasviye edileceği bir süreçte ise CHP ismine ne politik, ne stratejik bağlamda ihtiyaç yoktur...Maalesef logo ve marka değeri, hızla değişen Türkiye'nin demografik gerçekliğinde, üç beş iilin dışında sıfırlanmıştır...Siyasi iktidar hayaldir, boşluğu dolduracak bir oluşum şekilleninceye bir zamanların deyimiyle "abesle iştigal" etmeye devam edecektir...CHP ye olan saygı ve bağlılğımız giderek içindeki "dostlarımızla ve onların samimi bireysel mücadeleleriyle" sınırlı kalmaktadır...

    YanıtlaSil