5 Ocak 2012 Perşembe

CHP'nin Değişimi-1: Sol'un Merkez Partisi Olamaz


Not: Elime yapışmıştı, Arjantin'e geldim demedim, toparlayıp yayımlıyorum. Uzun olduğu için ikiye böldüm.

CHP değişebilir mi? Değişirse neye benzer? Dersim meselesi bizi dönüp dolaşıp bu sorulara getirdi. Bu mevzuyu tartışırken biraz garip hissettiğimi itiraf edeyim. CHP’li değilim, CHP istediği kadar değişsin, dönüşsün benim politik fikirlerimin sözcülüğünü yapacak bir parti olamayacağını düşünüyorum ama yine de bu mesele üzerine kafa patlatıyorum. Bu bilinç dışı CHPlilikten değil CHP’nin tarihsel ve güncel ağırlığından kaynaklanıyor. CHP’nin ne olduğu Türkiye siyasetinin ne olacağıyla ilintili.

Uzun uzadıya irdelemek yerine bu konuda henüz yeterince geliştirmediğim bir fikri paylaşayım. CHP’nin Türkiye Sol’unun merkez partisi olabileceğini düşünmüyorum fakat CHP’nin kendi tarihine rağmen bugünkü tabanın hem sınıfsal kompozisyonu hem de ortaklaştığı kaygılar dolayısıyla iyi bir liberal parti olabileceğini düşünüyorum. Önce neden sol-merkez olamayacağını kısaca anlatayım sonra liberal aydınlar için bir oxymoron olan CHP-liberalizm ilişkisini nasıl kurduğumu gerekçelendireyim.

CHP’nin dönüşümüne dair tartışmaların içeriği bana Marx’ın 18 Brumaire’deki ünlü tespitini hatırlatıyor, Marx diyor ki ‘ Yeniyi yapmak için yola çıkanlar genellikle eskinin yöntemleri ve korkularıyla hareket ederler. Geçmişin hayaletleri bugünün kahramanları olarak önümüze çıkar. Ölüler yaşayanları yönetir’. CHP’de dönüşümünden bahsederken söz konusu eskinin 70li yılların Ecevit önderliğindeki sol-populist CHP’si olduğunu söyleyebiliriz. Kılıçdaroğlu taktığı Ecevit kasketiyle, röportajlarda yaptığı referanslarla 70li yılların ruhunu diriltmeye çalıştığını biliyoruz.

Bunda çok da şaşılacak bir şey yok. CHP, Ecevit liderliğinde geniş halk kitleleriyle buluşmuş, gelmiş geçmiş en yüksek oy oranlarına ulaşmıştı. Belki daha da önemlisi, bugün CHP kadrolarında muhtemelen orta ve üst yönetici pozisyonunda olan siyasetçilerin birçoğu o dönemde siyasete girmişti. Şaşılacak bir şey yok ama bugünün şartlarında gerçekçi mi?

CHP’nin sola kayıp, kısa süreliğine sol-populist parti formu alması özgül bir konjonktürün ürünüydü. 70li yıllar Türkiye tarihinin en güçlü sendikal hareketinin ortaya çıktığı, öğrenci hareketinin kitleselleştiği, gecekonduların kırdan kente göç sonucunda alt yapı ve konut sorunları etrafında politikleştiği ve dünyada sosyalizmin ve genel olarak solun kuvvetle estiği bir dönemdi.

Bugün bu toplumsal koşulların hiçbirisi mevcut değil. Üstüne üstlük Türkiye toplumu, Refah Partisi’nin ivme kazandığı 80li yılların sonununda itibaren sayarsak 20 seneyi aşkın süredir İslami populizm ile biçimlendi. Aynı sure zarfında, CHP elit partisi imajını ve toplumsal tabanını yürüttüğü politikalarla pekiştirdi. Mevcut kültürel populizmi kıracak hem kültürel kodları hem de sınıfsal tepkileri yeniden harmanlayacak bir toplumsal hareketlilik çıkmadan ve bu hareketlilik kendini CHP ile ilişkilendirmeden, bu tür bir ilişkilenmenin CHP’nin üst orta sınıf tabanıyla çelişkisini en azından idare etmeden (bence böyle bir hareketin kendini CHPnin içinde eritmesi son derece yazık olur) CHP’nin Latin Amerikadakilere benzer ciddi bir sol-populist partiye dönüşmesi mümkün değil. CHP’yi hem tarihsel olarak hem de bugünkü seçmen kitlesi ve yöneticilerinin profili itibariyle tanımlayan unsur popülizmden ziyade anti-populizm. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder